Devlet tarafından zorunlu kılınan forinte çevirme işlemine rağmen, ulusal mahkeme, döviz cinsinden kredi sözleşmesinde döviz kuru riskinin tamamının tüketiciye yüklenmesinin banka tarafından haksız bir sözleşme şartı oluşturup oluşturmadığını incelemek zorundadır.
Yıllardır, Macaristan Yüksek Mahkemesinin (Kúria) yaklaşımından etkilenen ve bankalar lehine kararlar verilmesine yol açan Macar mahkemeleri uygulamasının hukuka aykırı olduğunu savunuyoruz. Bu konudaki görüşümüz Népszabadság gazetesinde yayımlanan makalede ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Hukuk büromuzun Macaristan’daki döviz kredilerine ilişkin uyuşmazlıklarla ilgilenmeye başlamasının ardından çok sayıda başarılı sonuç elde ettik ve birçok Macar ailenin evinin cebri açık artırmayla satılmasını önlemeyi başardık. Kúria tarafından benimsenen ve bize göre makul olmayan yaklaşımın AB düzeyinde incelenmesi gerektiğini sürekli olarak savunduk.
Bu inceleme artık gerçekleşmiştir: Avrupa Birliği Adalet Divanının İkinci Dairesi, ileri sürdüğümüz hukuki argümanlarla tamamen örtüşen bir karar vermiştir.
Davada ABAD, tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlara ilişkin AB Direktifi’nde yer alan bir istisnanın ulusal mahkemeler tarafından uygulanıp uygulanamayacağını incelemek zorunda kalmıştır. Bu istisnaya göre, emredici kanun hükümleri gereğince sözleşmeye dâhil edilen bir sözleşme şartının haksızlığı, kural olarak denetime tabi değildir. Macar kanun koyucu ise daha sonra çıkardığı bir kanunla, bankalar lehine sonuç doğuran ve keyfî nitelikte olduğunu düşündüğümüz forinte çevirme işlemini sözleşmenin bir parçası hâline getirmeye çalışmıştır. ABAD’ın buna verdiği cevap açıkça olumsuz olmuştur.
Mahkemeye göre, sonradan gerçekleştirilen devlet müdahalesi, döviz kuru riskinin tüketiciye yüklenmesine ilişkin sözleşme şartının haksızlığının incelenmesini engellemez. Kúria bugüne kadar bunun aksi yönünde bir yaklaşım benimsemiş olduğundan, ABAD bu incelemenin hangi ölçütlere göre yapılması gerektiği konusunda ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur:
“Açık ve anlaşılır” biçimde kaleme alınma şartı, döviz kuru riskine ilişkin sözleşme hükmünün tüketici tarafından yalnızca şeklen ve dilbilgisi bakımından değil, somut içeriği ve ekonomik sonuçları bakımından da anlaşılabilir olmasını gerektirir. Başka bir ifadeyle, ortalama bir tüketici yalnızca ulusal para biriminin kredinin kullandırıldığı yabancı para birimi karşısında değer kaybedebileceğini anlayabilmeli değil, aynı zamanda böyle bir sözleşme şartının mali yükümlülükleri üzerinde doğurabileceği potansiyel olarak önemli ekonomik sonuçları da değerlendirebilmelidir.
Bu bağlamda, sözleşme hükümlerinin açık ve anlaşılır olup olmadığı değerlendirilirken sözleşmenin kurulduğu tarihte mevcut olan ve sözleşmenin kurulmasıyla bağlantılı tüm koşulların yanı sıra sözleşmenin diğer bütün hükümleri de dikkate alınmalıdır. Bu hükümlerden bazılarının daha sonra ulusal kanun koyucu tarafından haksız olarak kabul edilmiş veya haksız oldukları varsayılmış ve bu nedenle geçersiz sayılmış olması bu değerlendirmeyi değiştirmez.