E-Delil önerilerinin amacı, AB üye devletleri arasında ceza hukuku alanındaki işbirliğini güçlendirmektir. Ancak bu hedefe ulaşılıp ulaşılamayacağı hâlâ belirsizdir. Teklifin sunulmasından altı ay sonra dahi taraflar, gelecekte bir AB düzenlemesine dönüşebilecek sistemin nasıl şekillendirileceği konusunda görüş ayrılığı yaşamaktadır. Ulusal sınırların ötesinde delillerin elde edilmesi ve güvence altına alınmasını konu alan teklif, Aralık 2018’de kısa sürede ivme kazanmış, ancak daha sonra Konseyin tutumu nedeniyle desteğini kaybetmiştir. Almanya’nın da aralarında bulunduğu yedi üye devlet, AB adalet bakanlarının daha önce üzerinde uzlaştığı genel yaklaşıma karşı oy kullanmıştır. Dönemin Almanya Federal Adalet ve Tüketicinin Korunması Bakanı Katarina Barley, hedefin doğru olduğunu, ancak bu düzenlemeyle temel hakların kapsamlı biçimde korunmasının güvence altına alınamayacağını belirtmiştir. Almanya’nın teklifi onaylayabilmesi açısından “dört göz ilkesi” önem taşımaktadır: Temel haklara hukuka aykırı müdahalelerin önlenebilmesi için, talepte bulunan üye devletin verdiği kararın, kararı uygulayacak üye devlet tarafından da incelenebilmesi gerekir. Konseyin mevcut yaklaşımı ise buna yalnızca kısmen imkân tanımakta ve uygulayan devlete sadece sınırlı durumlarda dar kapsamlı bir inceleme yetkisi vermektedir. Hukukun üstünlüğü standartlarına ilişkin bu tartışmalar ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) yakın tarihli kararları, üye devletler arasındaki karşılıklı güvenin hâlen belirli sınırlarının bulunduğunu göstermektedir. Bu nedenle bu alanda ancak yavaş bir ilerleme beklenebilir. Birgit Sippel (SPD) de diğer bazı isimlerle birlikte, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın (ABİHA) 82. maddesine dayanan yetki konusunda tereddütlerini dile getirmiştir. Sippel, özellikle Avrupa Soruşturma Emri’nin 2017 yılında yürürlüğe girmiş olması nedeniyle yeni düzenlemenin sağlayacağı ilave faydayı sorgulamaktadır. Ayrıca böyle bir düzenlemenin, bir delil ibraz emrinin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesini üçüncü kişilere bırakması nedeniyle ceza hukukunun özelleştirilmesi riskini taşıdığı ileri sürülmektedir.
Düzenlemenin veri koruma bakımından da önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir. Ayrıca kişilerin hukuki başvuru yollarından etkin biçimde yararlanabilmelerinin yeterince güvence altına alınıp alınamayacağı da belirsizdir. Bu nedenle Mayıs ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinden önce bir uzlaşmaya varılması oldukça şüpheli görünmektedir. Dolayısıyla E-Delil konusu bir sonraki yasama döneminde de gündemde kalacaktır.