Şirket sahipleri bir şirketin satışını düşündüklerinde genellikle işlemin görünür unsurlarına odaklanırlar. Satın alma bedeli müzakere edilir, pay alım sözleşmesi (SPA) imzalanır ve taraflar kapanış için gerekli işlemleri yürütür.
Buna karşılık, due diligence sürecinde tespit edilen sorunlu geçmiş tarihli sözleşme ve düzenlemelerin şirket içinde çözüme kavuşturulması çoğu zaman daha az dikkat çeker. Bu işlemler sıklıkla imza öncesinde başlar ve genellikle kapanıştan önce tamamlanmaları gerekir. Şirket içi düzenleme süreci çoğunlukla kapanış öncesinde arka planda yürütülse de bazı hususlar kapanış sonrası yükümlülükler olarak devam edebilir.
Birçok işlemde, mülkiyet devredilmeden önce yıllar içinde oluşmuş düzenlemelerin incelenmesi, sona erdirilmesi veya usulüne uygun şekilde belgelendirilmesi gerekir. İlk bakışta idari bir düzenleme gibi görünse de bu süreç kısa sürede işlem takvimini, işlem belgelerini ve hatta işlemin tamamlanmasını etkileyen kritik bir çalışma alanına dönüşebilir.
Geçmiş Tarihli Sözleşmeler: Şirket Satışı Öncesinde Mevcut Düzenlemelerin İncelenmesi
Çoğu şirkette zaman içinde, mevcut ortaklık yapısı altında sorunsuz şekilde işleyen çeşitli şirket içi düzenlemeler oluşur.
Yaygın örnekler şunlardır:
- ortaklara ilişkin borç ve alacak ilişkileri;
- yönetim düzenlemeleri;
- ilişkili taraf sözleşmeleri;
- grup içi hizmet sözleşmeleri;
- kurucularla bağlantılı danışmanlık düzenlemeleri;
- geçmiş dönem finansman düzenlemeleri.
Bu düzenlemelerin yıllardır mevcut olması, yeni ortaklık yapısı açısından da uygun oldukları anlamına gelmez. Alıcının temel hedeflerinden biri, kapanış sonrasında bağımsız olarak faaliyet gösterebilecek bir şirket devralmaktır. Bu nedenle, mevcut ilişkilerden hangilerinin devam etmesi ve hangilerinin sona erdirilmesi gerektiğinin değerlendirilmesi gerekir.
Ortaklara İlişkin Borç ve Alacaklar: Kapanış Öncesinde Geri Ödeme, Feragat ve Hesaplaşma
Ortaklarla şirket arasındaki borç ve alacak ilişkileri, şirket içi düzenleme sürecinde genellikle ilk ele alınan konular arasındadır.
Şirket ile ortakları arasındaki bir borç ilişkisi yıllar boyunca şirketin büyümesini finanse etmiş olabilir. Bununla birlikte alıcı, kapanıştan önce bu borcun nasıl ele alınacağı konusunda açıklık sağlanmasını genellikle talep eder.
Tipik sorular şunlardır:
- Borç kapanıştan önce geri ödenecek mi?
- Alacaktan feragat edilecek mi?
- Satın alma bedelinin belirlenmesinde dikkate alınmış mı?
- Kapanıştan sonra geri ödeme talep etme hakkı kime ait olacak?
Bu hususlar ilk bakışta basit görünse de çoğu zaman ek sözleşmeler, ödeme mekanizmaları ve kapanış belgeleri gerektirir. Dolayısıyla bilançodaki basit bir kalem gibi görünen bir konu, işlemin önemli bir çalışma alanına dönüşebilir.
İlişkili Taraf İşlemleri: Hedef Şirketin İlişkili Şirketlerden Ayrıştırılması
İlişkili taraf işlemleri, M&A işlemlerinde ve due diligence incelemelerinde sıklıkla dikkat gerektiren konulardan biridir. Bu tür düzenlemeler çoğu zaman meşru ticari gerekçelere dayanmakla birlikte ortakların, yönetimin ve şirketin menfaatlerinin uygun şekilde dengelenmediği durumlarda önemli riskler doğurabilir.
Özellikle işlemlerin hedef şirket aleyhine kişileri veya ilişkili kuruluşları kayırdığı izlenimi verdiği; emsallere uygun olmayan koşullara, aşırı bağımlılığa veya şirketin gerçek kârlılığının doğru şekilde yansıtılmamasına yol açtığı durumlarda ayrıntılı inceleme gerekir.
Yaygın örnekler şunlardır:
- ortaklar veya ilişkili kuruluşlarla piyasa koşullarının üzerinde bedeller içeren hizmet sözleşmeleri;
- kuruculardan veya ilişkili şirketlerden lisanslanan ve operasyonel bağımlılık yaratan fikri mülkiyet hakları;
- ticari gerekçesi bulunmayan yönetim veya danışmanlık düzenlemeleri;
- maliyetlerin açık biçimde dağıtılmadığı ortak çalışan, kaynak veya altyapı kullanımı;
- avantajlı fiyatlandırma, borç, garanti veya diğer finansal destekleri içeren grup içi sözleşmeler.
Şirketin Devri: Kapanışta Bağımsız Faaliyet Gösterebilen Bir Şirketin Devredilmesi
Şirket içi düzenleme sürecinin temel amacı açıktır. Alıcılar genellikle, işletmenin kapanışın hemen ardından veya kararlaştırılmış geçiş düzenlemelerinin tamamlanmasından sonra bağımsız şekilde faaliyet gösterebilmesini güvence altına almak ister.
Bunun için:
- finansman düzenlemelerinin açık olması;
- geçmişten kaynaklanan yükümlülüklerin anlaşılmış olması;
- temel sözleşmelerin usulüne uygun şekilde belgelendirilmiş olması;
- mülkiyet ve hak sahipliğine ilişkin hususların çözüme kavuşturulmuş olması gerekir.
Ortakları tarafından yönetilen şirketlerde bazı düzenlemeler yazılı hâle getirilmeden yıllarca başarılı şekilde uygulanmış olabilir. Bir M&A işlemi sırasında alıcılar, belirsizlikleri ve gelecekte ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltmak amacıyla bu tür düzenlemelerin yazılı hâle getirilmesini, açıklığa kavuşturulmasını veya sona erdirilmesini sıklıkla talep eder.
Şirket sahipleri açısından temel sonuç basittir: Bir şirketin satışı yalnızca mülkiyetin devredilmesinden ibaret değildir. Aynı zamanda devredilecek şirketin hukuki ve operasyonel açıdan düzenli, işler durumda ve ilk günden itibaren bağımsız faaliyet göstermeye hazır olmasının sağlanması gerekir. Birçok M&A işleminde arka planda yürütülen bu düzenleme çalışmaları, imzalanmış bir işlemin başarılı bir şirket devrine dönüşmesini sağlayan temel unsurlardan biridir.