I. Giriş
Miras bırakan, geçerli bir vasiyetnameyle herhangi bir mirasçıyı terekenin tamamı bakımından mirasçılıktan çıkarabilir. Bu durumda mirasçılıktan çıkarılan kişi saklı paya da hak kazanamaz ve dolayısıyla miras bırakandan herhangi bir miras elde edemez. 2013 tarihli V sayılı Medeni Kanun’un (bundan böyle “Medeni Kanun”) 7:82 (1) maddesi uyarınca saklı pay, hak sahibinin yasal mirasçı olması hâlinde elde edeceği miras payının üçte biridir. Bununla birlikte Medeni Kanun’un 7:77 maddesi uyarınca mirasçılıktan çıkarma, ancak çıkarma sebebinin vasiyetnamede açıkça belirtilmesi hâlinde geçerlidir. Bu sebepler Medeni Kanun’un 7:78 maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır. Kanunda öngörülmeyen başka bir sebebe dayanılması, mirasçılıktan çıkarmayı geçersiz kılar.
II. Aile Hukukundan Doğan Yükümlülüklerin Önemli Ölçüde İhlali
Medeni Kanun’un 7:78 (2) maddesinde düzenlenen mirasçılıktan çıkarma sebeplerinden biri, Macar hukukunda “durva hálátlanság” olarak ifade edilen ve Türk miras hukuku terminolojisiyle aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali kapsamında değerlendirilebilecek davranışlardır. Miras bırakan bu sebebe yalnızca ergin bir altsoyuna karşı dayanabilir. Bu sebebe dayalı mirasçılıktan çıkarma ve buna bağlı olarak saklı pay hakkının ortadan kalkması, ancak miras bırakanın çıkarmaya esas teşkil eden fiil veya ihmalleri açıkça belirtmesi hâlinde geçerlidir.
Macaristan Yüksek Mahkemesi (Kúria), Pfv.20484/2023/7 sayılı emsal kararında yerleşik yargı uygulamasını şu şekilde teyit etmiştir: “Mirastan çıkarma sebebinin genel ifadelerle belirtilmesi yeterli değildir. Vasiyetnamedeki düzenleme ancak miras bırakanın, genel toplumsal değerlendirmeye ve bunun yargısal yorumuna göre bu ağırlıkta kabul edilen ve mirasçılıktan çıkarılan kişinin kendi fiilleriyle bağlantılı olarak doğrudan kendisine atfedilebilen hukuken önem taşıyan davranışı vasiyetnamede açıklaması hâlinde geçerli kabul edilebilir.”
Dolayısıyla bu sebebin değerlendirilmesinde toplumsal değer yargıları dikkate alınmakla birlikte, somut davranışın mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturup oluşturmadığının belirlenmesinde yargısal yorum belirleyici rol oynar. Her hâlükârda mirasçılıktan çıkarılan altsoya atfedilen hukuken önem taşıyan ağır davranışların vasiyetnamede ayrıntılı biçimde açıklanması gerekir.
Budapeşte Bölge İstinaf Mahkemesi de Pf.20870/2021/6 sayılı kararında, miras bırakanın ihtiyaç duyduğu bakım ve gözetimin sağlanmamasını ve ebeveyn ile altsoy arasındaki ilişkinin tamamen kopmasına yol açacak ölçüde bozulmasına neden olan fiil veya ihmalleri bu kapsamda değerlendirmiştir.
III. Evlilik Yükümlülüklerinin Ağır İhlali Nedeniyle Mirasçılıktan Çıkarma
Medeni Kanun’un 7:78 (4) maddesi uyarınca evlilik yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal eden davranışlar da mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturabilir. Önceki durumda olduğu gibi, bu davranışların nitelendirilmesinde de yargısal yorum belirleyici rol oynar.
Yargı uygulamasına göre bu tür davranışlar arasında: zina ve eşe karşı destek yükümlülüğünün sürekli olarak yerine getirilmemesi yer alır. Eşler arasında evlilik birliği kapsamında ortak yaşamın bulunmadığı durumlarda ise bu sebebe dayanılması geçersiz ve gereksizdir. Medeni Kanun’un 7:62 (1) maddesi uyarınca böyle bir durumda sağ kalan eş mirasçılıktan çıkar ve saklı pay hakkına sahip olmaz. Dolayısıyla bu mirasçılıktan çıkarma sebebi yalnızca eşler arasındaki ortak yaşamın devam ettiği durumlarda uygulanabilir.
IV. Mirasçılıktan Çıkarmanın Etkisinin Ortadan Kalkması
Medeni Kanun’un 7:79 maddesi uyarınca miras bırakan, mirasçılıktan çıkarma sebebini ölümünden önce yazılı veya sözlü olarak affetmişse mirasçılıktan çıkarılan kişi saklı payını talep edebilir. Burada affın vasiyetnamenin düzenlenmesinden önce mi yoksa sonra mı gerçekleştiği önem taşır. Affın ölüme bağlı tasarruftan önce gerçekleşmesi hâlinde mirasçılıktan çıkarma kural olarak geçersiz olur. Affın vasiyetnamenin düzenlenmesinden sonra gerçekleşmesi hâlinde ise vasiyetnamenin geri alınmasına gerek kalmaksızın mirasçılıktan çıkarma hükmü etkisiz hâle gelir; vasiyetnamenin diğer hükümleri geçerliliğini korur.
Mirasçılıktan çıkarma, aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali niteliğindeki davranışlara dayandırılmış ancak vasiyetnamede çıkarmaya temel oluşturan somut davranış veya sebep belirtilmemişse ve dolayısıyla yargı uygulamasında aranan şartlar karşılanmıyorsa ilgili altsoy vasiyetnameye itiraz edebilir. Bu durumda saklı paya hak kazanır. Mirasçılıktan çıkarma hükmünün geçersizliği, vasiyetnamenin tamamının geçerliliğini etkilemez. Altsoy, itiraz hakkından feragat etmemiş olması şartıyla, mirasın açılmasından itibaren beş yıl içinde vasiyetnameye itiraz edebilir. Vasiyetnamenin geçerliliğinin kabul edilmesi de itiraz hakkından feragat niteliği taşıyabilir.
Vasiyetnameye etkili biçimde itiraz edilmesi veya konuya ilişkin profesyonel hukuki danışmanlık alınması için hukuk büromuzun hizmetlerinden yararlanmanızı tavsiye ederiz.