Uygulanabilir Yasal Hükümlerin Çeşitliliği
Başlıkta yöneltilen soruların cevabını tek bir kısa cümleyle özetlemek mümkün değildir. Macaristan, Almanya ve Avrupa iş hukukunun oluşturduğu karmaşık sistem, Macaristan vatandaşı bir çalışanın Almanya’da çalışması hâlinde üç kademeli bir iş hukuku çerçevesi ortaya çıkarmaktadır. Bu makalede, aşağıda ayrıntılı olarak ele alınan hukuki durumu açıklayarak bu karmaşık hukuki ortamda netlik arayan okuyucularımıza yol göstermeyi amaçlıyoruz.
İlgili Alman Yasal Hükümleri
Öncelikle, “Alman yasal hükümleri” ifadesinin bir “Alman İş Kanunu” anlamına gelmediğine dikkat çekmek isteriz; zira Almanya’da bu ad altında tek bir kanun bulunmamaktadır. Tarihsel nedenlerle Alman iş hukuku parçalı bir yapıya sahiptir. Macaristan İş Kanunu’nun aksine, iş hukukuna ilişkin hükümler tek ve bütüncül bir kanunda kodifiye edilmemiştir. Alman iş hukukunun hukuki dayanağını, çeşitli iş hukuku kanunlarının yanı sıra Alman Medeni Kanunu’nda yer alan hükümler oluşturmaktadır.
İş Sözleşmesinde Macar hukukunun uygulanacağı belirtilmiş olsa bile, neden zorunlu Alman hukuki hükümlerine uyulması gerekir?
Bir Macaristan vatandaşı Almanya’da çalışıyorsa, uygulanacak Macar hukukunun yanı sıra Alman iş hukukunun zorunlu hükümlerinin de dikkate alınması gerekir. Bunun nedeni, Macaristan’da kayıtlı bir işverenin çalışanının işini Almanya’da yerine getirmesidir. Dolayısıyla taraflar sözleşmede aksini kararlaştırmış olsalar dahi belirli Alman hukuk kuralları uygulanmaya devam eder.
Sözleşmeden doğan borç ilişkilerine uygulanacak hukuka ilişkin 17 Haziran 2008 tarihli ve (AT) 593/2008 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü’nün (Roma I) 8. maddesinin (1) ve (2) fıkraları uyarınca, işin yapıldığı ülkenin (Almanya) hukukunda yer alan ve çalışanı koruyan emredici hükümlerden hukuk seçimi yoluyla sapılamaz. Bu düzenleme aynı zamanda “lex loci laboris” ilkesini yansıtmaktadır. Tarafların iş ilişkisine uygulanacak hukuku seçmemeleri hâlinde iş sözleşmesi, çalışanın işini mutat olarak yerine getirdiği ülkenin hukukuna tabidir. Bu yaklaşım, herhangi bir hukuk seçiminin yapılmadığı ve işyerinin Macaristan’da bulunduğu durumlarda uygulanacak olan Macaristan İş Kanunu’nun 3. maddesinin (2) fıkrasıyla da uyumludur.
İşveren, daha elverişli olan zorunlu Alman kurallarını atlatmak amacıyla, sözleşmede Alman iş hukukunu hariç tutarak Macar iş hukukunun uygulanmasını açıkça şart koşabilir mi?
Bu bağlamda öncelikle tarafların iş sözleşmesinde Alman veya Macar hukukunun uygulanmasını geçerli şekilde kararlaştırabilecekleri belirtilmelidir. Ancak bu hukuk seçimi, çalışanın işin yapıldığı ülkenin — bu durumda Almanya’nın — hukukunun sağladığı emredici korumadan mahrum bırakılmasına yol açamaz. Peki, bu uygulamada ne anlama gelmektedir? Tarafların Macar hukukunun uygulanmasını açıkça kararlaştırmaları hâlinde dahi Roma I Tüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca zorunlu Alman hükümlerinden çalışan aleyhine sapılması mümkün değildir. Bunun amacı, çalışanlara tanınan yasal korumanın güvence altına alınmasıdır. Hem Macar hem de Alman hukukunda belirli bir konuya ilişkin emredici hükümler bulunması hâlinde, çalışana daha yüksek düzeyde koruma sağlayan düzenleme uygulanır. Dolayısıyla ilgili iş sözleşmesinde Macar iş hukukunun uygulanması açıkça kararlaştırılabilir; ancak çalışanı koruyan zorunlu Alman hükümleri yine de dikkate alınacaktır.
Çalışan, Hangi Ülkede İşverenine Karşı Dava Açabilir?
12 Aralık 2012 tarihli ve (AB) 1215/2012 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü, işverenin iş ilişkisine uygulanabilir hukuki yükümlülükleri ihlal etmesi hâlinde çalışanın dava açabileceği yargı yerlerine ilişkin özel kurallar öngörmektedir. Tüzüğün 20 ila 23. maddeleri, çalışan lehine yargı yetkisi kuralları getirmektedir. Bunlar, işverene karşı açılacak davalarda çalışana çeşitli seçenekler tanıyan asimetrik yargı yetkisi kurallarıdır. Macaristan-Almanya bağlamında bu durum, olası bir hukuki uyuşmazlık hâlinde çalışanın, hangi ülkenin vatandaşı olduğundan veya çalışma amacıyla hâlihazırda hangi ülkede ikamet ettiğinden bağımsız olarak, ilgili koşullara göre Almanya’da veya Macaristan’da dava açabilmesi anlamına gelir. Çalışana tanınan bu yargı yeri seçenekleri, iş sözleşmesiyle geçerli şekilde ortadan kaldırılamaz.
Özet
Giriş bölümünde de belirtildiği üzere, konu üç farklı düzeyde düzenlenmektedir. Bu nedenle ilgili Macaristan, Almanya ve Avrupa iş hukuku düzenlemelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu çok katmanlı hukuki çerçeve karşısında, hem işverenlerin hem de çalışanların hukuki danışmanlık almaları tavsiye edilmektedir. Böylece sorunların hızlı ve gereksiz maliyetlere yol açmadan çözülmesi mümkün olabilir. Ayrıca uygun şekilde hazırlanmış bir iş sözleşmesi, olası iş hukuku uyuşmazlıklarının önlenmesine yardımcı olabilir. Dolayısıyla, hukuki açıdan doğru şekilde düzenlenmiş bir iş ilişkisi her iki tarafın da yararınadır. Bu tür sözleşmelerin hazırlanması veya gerektiğinde uyuşmazlıkların çözülmesi konusunda yardım almak için lütfen bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.