Alman Federal Yargıtayı: Döviz Kredisi Geçerli Olsa Dahi Tazminat Talep Edilebilir

Alman Federal Yargıtayı (Bundesgerichtshof - BGH), kararının gerekçesini kısa süre önce 9 Aralık 2017 tarihli kararı ile yayımlamıştır.

Karara göre, döviz cinsinden borçlanan bir kredi alanın tazminat talebi, dayanak kredi sözleşmesi geçerli şekilde kurulmuş olsa dahi mahkeme tarafından incelenmelidir. Kredi sözleşmesinin kurulmasından önce banka ile tüketici arasında bir danışmanlık ilişkisi doğmaktadır. Bankanın, örneğin ilgili riskler hakkında yetersiz bilgi vermek suretiyle bu danışmanlık ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmesi hâlinde, tüketicinin uğradığı zararı tazmin etme yükümlülüğü doğabilir.

Davanın Esası

Kuzey Ren-Vestfalya’daki bir belediye, mevcut borçlarını İsviçre frangı cinsinden bir krediyle yeniden finanse etmiştir.

İsviçre frangının önemli ölçüde değer kazanmasının ardından, bankanın ilgili riskleri ve bu riskleri azaltmak veya yönetmek için mevcut alternatifleri yeterince açıklayıp açıklamadığı konusunda uyuşmazlık ortaya çıkmıştır. Belediye, bankanın bilgilendirmesindeki eksiklikler kredi sözleşmesinin geçersizliğine yol açacak nitelikte olmasa dahi bankaya karşı tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmüştür.

Belediyenin talebi hem Bölge Mahkemesi (Landgericht) hem de Yüksek Bölge Mahkemesi (Oberlandesgericht) tarafından reddedilmiştir. Ancak BGH, ödenmesi gerekebilecek tazminat miktarının yeniden değerlendirilmesi amacıyla dosyayı alt derece mahkemesine geri göndermiştir.

Macar bir tüketicinin aklına bu noktada şu soru gelebilir: Macaristan’da döviz kredisi kullanılırken kredi alanlara, ilgili riskler ile bu risklerden kaçınma veya riskleri azaltma imkânları konusunda neden benzer ölçüde ayrıntılı bilgi verilmedi?

Alt derece mahkemeleri, banka tarafından sağlanan bilgilerin hem sözleşmenin geçerliliği hem de bankanın tazminat sorumluluğunun doğmaması açısından yeterli olduğu görüşündeydi.

BGH ise bu görüşü paylaşmamıştır. Mahkemeye göre döviz kredisi olağan bir işlem değildir.

BGH, somut olayda yapılan ve Macaristan’da yaygın olarak kullanılan standart risk bilgilendirmelerinden önemli ölçüde daha ayrıntılı olan açıklamaların, sözleşmenin geçerli şekilde kurulması bakımından yeterli olduğunu kabul etmiştir.

Buna Rağmen Tüketici Tazminat Talep Edebilir

BGH, sözleşmenin geçerli olmasına rağmen tüketicinin tazminat talep etme hakkının doğabileceğine karar vermiştir.

Mahkeme, taraflar arasında bir yatırım danışmanlığı sözleşmesinin kurulmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle yatırım danışmanlığına özgü hükümler doğrudan uygulanmamaktadır.

Bununla birlikte, yazılı kredi sözleşmesinin kurulmasından önce banka ile kredi kullanacak kişi arasında ayrı bir finansal danışmanlık ilişkisi doğmaktadır. Bu danışmanlık ilişkisi kapsamında tüketiciye yapılması gereken bilgilendirme, sözleşmenin geçerli olup olmadığının belirlenmesinde uygulanan ölçütten daha sıkı bir değerlendirmeye tabidir.

Dolayısıyla sözleşmenin geçerliliği için gerekli şartların yerine getirilmiş olması, bankanın danışmanlık ilişkisinden doğan tüm yükümlülüklerini de yerine getirdiği anlamına gelmez.

Hangi Hususlar İncelenmelidir?

BGH, yeniden görülecek davada alt derece mahkemesinin, bankanın kur riskine karşı yeterli koruyucu tedbirler önermemesi nedeniyle tüketicinin uğradığı zararın kesin miktarını belirlemesi gerektiğine hükmetmiştir.

Başka bir ifadeyle temel mesele sözleşmenin geçerli olup olmadığı değil, bankanın gerekli danışmanlığı sağlaması ve uygun risk yönetimi çözümleri sunması hâlinde önlenebilecek ek zararların kredi alan tarafından uğranıp uğranmadığıdır.

Macaristan Açısından Önemi

İlgili Avrupa hukuku çerçevesinin Almanya ve Macaristan’da büyük ölçüde aynı olması ve temel medeni hukuk ilkelerinin önemli ölçüde benzerlik göstermesi nedeniyle, kararın gerekçesi Macar hukuku açısından da önem taşıyabilir.

Macar İçtihadı Açısından Olası Sonuçlar

Karar aşağıdaki değerlendirmeleri destekleyebilir:

  • Tüketici sıfatının yalnızca gerçek kişiler bakımından değil, şirketler ve diğer kuruluşlar bakımından da belirli koşullarda kabul edilmesi mümkün olabilir.
  • Kredi sözleşmesi geçerli ve bağlayıcı olmaya devam etse dahi kredi alan bankaya karşı tazminat talebinde bulunabilir.
  • Geçersizlik talebini reddeden daha önce verilmiş kesin hüküm, sonraki bir tazminat davası bakımından her durumda mutlak bir engel teşkil etmeyebilir.
  • Tazminat talepleri, hem Macaristan’daki döviz kredilerinin tasfiyesine ilişkin mevzuatın hem de Macaristan Yüksek Mahkemesinin daha önce tüketiciler aleyhine verdiği kararların kapsamı dışında kalabilir (Kúria).

Konuya ilişkin sorularınız veya hukuki danışmanlık talepleriniz için ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Uygulama Alanları

Uluslararası Yatırımlarınızda ve Uyuşmazlıkların Çözümünde Yanınızdayız

Şirketinizin hedeflerine uygun ülke, hukuki yapı ve yatırım modelini belirlemek için uluslararası ekibimizden stratejik Türkçe Hukuki Danışmanlık alın.